Her yerde, her yaşta beyin gelişimi

Her yerde, her yaşta beyin gelişimi

  • Ersan İçöz
  • Üstün Yetenekli
  • 0 Yorum

Almanya’ya ait Neumayer lll Kutup Araştırma İstasyonu’nda keşif yapan ve aylardır yalnızca kutup kütleleri ile penguenleri gören 9 bilim insanının , misyona başlamadan önce ve misyona başladıktan 14 ay sonrasında MRI taraması yapıldı. Veriler karşılaştırıldığında bilim adamlarının beyinlerinin bazı kısımlarında , buzullarda geçirilen süre zarfında küçülmeler olduğu tespit edildi. Bu habere göre; en çok küçülmenin 'hipokampus' adı verilen ,beynin öğrenmede ve hafızada önemli bir rolü olan bölgesinde olduğu görüldü. Ayrıca bu bilim insanlarının tekrar gündelik hayata dönmelerine rağmen beyinlerinin eski haline dönme süreçlerinin 6 aydan fazla olduğu düşünülüyor. Uyaranların sabit olduğu, değişkenliğin olmadığı monoton yaşam tarzı ,yaşımız kaç olursa olsun, bizi negatif yönde çok etkiliyor.

Başka bir çalışma ise İngiltere’de çalışan taksi şoförlerinin beyin yapısıyla alakalı. Yapılan çalışmada mesleğe ilk başlayan 35 gönüllünün MRI görüntüleri kaydediliyor. 3,5 yıl sonra tekrar MRI görüntülerine bakıldığında hipokampüslerinin arka kısmındaki gri maddede artış olduğu görülüyor. Uyaranların devamlı değiştiği, sosyal hayatın ortasında bir yaşam tarzı ise her an her duruma hazır olma dürtüsü beyin aktivitelerimizi daha canlı tutuyor.

Beyin fonksiyonları için “Biyoloji mi, çevre mi?” sorularının gündemden düşmesi imkansız gibi geliyor artık. Ama bir gerçek var ki; beyin ne kadar çok uyaran alırsa o kadar aktif kalıyor. Aktif kaldıkça doğru yönlendirmeler neticesinde daha işlevsel hale gelebiliyor. Yönlendirme 'ne zaman, nasıl, ne kadar olmalı?' soruları geliyor akıllara. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki; yaşama ilk gözümüzü açtığımız andan itibaren yönlendirmeler oldukça etkili oluyor. Bu yüzden ilk 36 aylık süreçte çocuğa yönelik kurulan cümleler, davranışlar onun kişiliğini oluşturacak sağlam temeller atacaktır denilebilir. Bu gerceklikten hareketle bazı Avrupa ülkelerinde doğumdan sonra hastaneden ayrılırken anne babaya kısa hikayelerden oluşan set hediye ediliyor. Sanırım bebeğin ilk hediyesinin kitap olması ilerleyen süreçte okuma alışkanlığını büyük ölçüde etkileyecektir.

Duygusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci dediğimiz “algı” uyarım ile sürecin ortak ürünü olarak temelde dikkat edilmesi gereken yerde duruyor. Çocukluktan itibaren güzel yönlendirilmiş bireylerin hipokampusleri daha büyük ,MRI görüntüleri daha renkli oluyor. Taksi şöförlerinde gördüğümüz gibi ilerleyen yaşlarda da bunu geliştirmek mümkün.

“Zeka, algılama hızımızdır.” diye düşünebiliriz. Düşünen, akıl yürüten, nesnel gerçekleri algılayan, sorgulayan ve bunların tümünden bir sonuç çıkaran insanlara zeki dediğimize göre zekada esasında geliştirilebilir bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Yaşı ne olursa olsun; doğru, sistematik,devamlı uyarımlarla karşılaşan her canlının algısının geliştirilebileceği söylenebilir.Fıstık bulmak için deneylere katılan şempanzelerin beyinlerinin daha aktif ve hipokampuslerindeki gri maddenin daha büyük olduğu görülmüştür. Düşünme hızı,sorgulama tarzı ve çıkarılan sonuçların uygulanabilirliği çevrenin önemini ön plana çıkarmaktadır.

Ne ekersek onu biçtiğimiz şu hayatta çocuklarımızın daha sağlıklı, daha sosyal, daha duyarlı, daha başarılı olması için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Hem kendimiz hem de geleceğimiz olarak gördüğümüz çocuklarımız için beyin sağlığımızı, beynin işlevselliğini ön plana çıkaracağımız aktiviteler üzerine yoğunlaşmalı ve bu tarz aktiviteleri öncelemeliyiz.

Yazan : dhnrsn@gmail.com

Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
loader
Şu an canlı yayın yok

Kullanıcı Listesi

x